Sosyal Medya

E ile Başlayan Tıbbi Terimler – Latince Sözlük – Tıp Sözlük


E ile başlayan tıbbi terimler, tıbbi terimler, tıp sözlük, medikal sözlük, latince sözlük
Bumerang - Yazarkafe

Tıp Sözlük

E ile Başlayan Tıbbi Terimler – Latince Sözlük – Tıp Sözlük

1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (1 Kişi oy verdi, 5 üzerinden: 5,00. Bu yazıya oy vermek ister misiniz? )
Loading...

EA

eau: su

ED

edisyon: basım

editör: yayın yönetmeni, yayman

editöryal: başyazı

EF

efektör, effektör: etkileyen

efferent: götüren

efüzyon, effüzyon: sıvı (birikimi)

efekt: etki

efektif: etkin, etkili

efervesan: köpüren, kaynayan, kabaran

efficacy,: etkinlik

eflüks, efflux: dışatım

efor: çaba

EG

ego: ben, benlik

egzajerasyon: abartı

egzajere: abartılı

egzajere etmek: abartmak

egzama: mayasıl

egzersiz: alıştırma; çalışma

EJ

ejeksiyon: fışkırma

ejekülasyon: boşalım, belgelmesi

ejekülat: meni, belsuyu

EK

ekarte etmek: dışlamak

ekartör: ayırgaç

ekilibrium: denge

ekimotik: morarmış

ekimoz: (deride) morartı, göğerti

ekip: takım

ekipman: donanım, araç-gereç

ekivalan: eşdeğer

eklampsi: eko: yankı

ekojen: yankı veren

ekojenite: yankısallık

ekol: çığır, okul

ekoloji: çevrebilim

eks olmak: ölmek

eksantem: deri döküntüsü

eksantematöz: döküntülü (deride)

eksazerbasyon: azma, alevlenme

ekses, excess: çokluk, fazlalık

eksesif: aşırı

eksfol(i)(y)atif: pullanımlı, dökülen, soyulgan

eksfoli(y)asyon: pullanma, dökülme, soyulma

ekshalasyon: solukverim, soluk verme

eksibisyon: sergi, sergileme

eksipiyan: sıvağ, dolgu özdeği, dolgu maddesi

eksitabilite: uyarılganlık, uyarılabilirlik

eksitabl(e): uyarılgan, uyarılabilir

eksitasyon: uyarma, uyarılma

eksitatör: uyarıcı

eksite etmek: uyarmak

eksize etmek: kesip çıkarmak

eksizyon: kesip çıkarma

eksklüzif: özel

eksklüzyon: dışlama

ekskori(y)asyon: deriyi sıyırma

ekskresyon: atılım, boşaltım; atık, boşaltı

eksojen: dışsal, dışkaynaklı

eksotermik: ısıveren

ekspanse olmak: genişlemek, genleşmek

ekspansiyon: genişleme, genleşme

ekspektoran: balgam söktürücü

ekspektorasyon: balgam çıkarma

eksper: uzman

eksperiment: deney

eksperimental: denel, deneysel

eksperimentasyon: deney yapma; deneyim

ekspiryum, expiryum: solukverim

ekspirasyon: solukverim, soluk verme; sonlanma

eksplorasyon: açıp inceleme

eksplore etmek: açıp incelemek

eksplosif: patlayıcı

ekspojur: karşılaşma, maruz kalma

ekspresyon: sergileme; anlatım; dışavurum

ekspulsiyon: dışarı itme

ekstansiyon: genişleme; açılma

ekstansör: açan, geren

ekstensif: yaygın, uzanımlı

eksternal: dışsal, dış(la ilgili)

eksterne etmek: taburcu etmek, hastaneden çıkarmak

ekstirpasyon: tümüyle çıkarma

ekstra: artık, ek, fazladan

ekstra-: -dışı

ekstraksiyon: çekip çıkarma; öz eldeleme

ekstrapolasyon: bilinene dayanan öngörü

ekstrasel(l)üler: hücredışı, gözedışı

ekstravazasyon: damar dışına sızma

ekstraversiyon: dışadönüklük

ekstravert: dışadönük

ekstre: öz, özüt

ekstrem: aşırı, uç, en uçta, en kenarda

ekstremite: kol veya bacak

ekstrensek, ekstrinsik: dışsal, dış, dıştan

ekstripiye etmek: tümüyle çıkarmak

ekstrofi: içi dışına dönme, tersyüz olma

ekstrude etmek: dışarı atmak

eksüda: yangı sıvısı

eksüdasyon: sızım, yangı sıvısı sızımı

eksüdatif: sızımlı

-ektazi: … genişlemesi

ektazi: genişleme

ekto-: dış-, dış(la ilgili)

ektoderm: dışderi; dıştabaka, dışyaprak

-ektomi: … alım(ı), … çıkarım(ı)

ektopi: yerdışılık (organ)

ektopik: yerdışı (organ)

ektropion: dışa katlanım (gözkapağında)

ekzantem: deri döküntüsü

ekzanterasyon: çıkarma (çevresiyle birlikte)

ekzantrik: ayrıksı, sıradışı, alışılmadık

ekzo-: dış-, dış(la ilgili)

ekzofitik: dışa büyüyen

ekzoftalmi, egzoftalmus: Göz küresinin dışarı doğru çıkması

ekzojen: dışsal, dış kaynaklı

ekzokrin: dışsalgı

ekzositoz: göze dışına çıkma; çıkıntı (kemikte)

ekzoterik: dışsal; dış kaynaklı

ekzotoksin: dışzehir, dışağı

EL

elastik: esnek

elastikiyet, elastisite: esneklik

elektif: seçici, seçmeli; (zamanı) isteğe bağlı

elektro-: elektrik(le ilgili), akım(la ilgili)

eleman: öge, unsur; çalışan

elementer: temel

elevasyon: yükselme, yükseltme

eleve: yükselmiş

eliksir: sıvı ilaç

eliminasyon: atılma, uzaklaştırma

elimine etmek: atmak, uzaklaştırmak

elit: seçkin

elongasyon: uzama, uzantı

elonge: uzamış

elüsyon: yıkayarak ayırma

EM

e-mail: e-mektup

emaskulasyon: hadım etme

emboli: damar tıkacı; damar tıkanması

embriyo(n): dölet, öndölüt

emergency: acil

emeritus: emekli

emetik: kusturucu

emezis: kusma

emisyon: dışa verme, akıntı (belsuyu)

emol(i)(y)ant: (deriyi) yumuşatıcı; yatıştırıcı

emosyonel: duygusal; dokunaklı; duyarlı

empati: gönüldeşlik, başkasının duygularını duyumsayabilme

empirik, ampirik: deneyimsel, deneyime dayalı

emplant: içek, ek

emplantasyon: içeyerleşim, içeyerleştirim, çimlenme

empotans: (cinsel) güçsüzlük

empoze etmek: benimsetmek, kabul ettirmek

emülsiyon: sıvı asıltı; sıvı karışım (birbiriyle birleşmeyen)

EN

en bloc, en blok: bütün olarak

enamel: diş minesi

enantem: döküntü (mukozada)

enantematöz: döküntülü (mukoza)

end-: son-, uç-

end(-)point: sonnokta

endemi: yerel ve her zaman görülen (hastalık)

endemik: yerel, yerleşik

endikasyon: kullanım alanı, iyigelirlik; gerekirlik

endike: iyi gelen

endike olmak: iyi gelmek; gerekmek

endo-: iç-, iç(le ilgili)

endoderm: içderi; içtabaka, içyaprak

endojen: içsel, iç kaynaklı

endokrin: iç salgı

endokrinoloji: iç salgı bilim

endokrinolojik: içsalgıbilim(ile ilgili)

endotermik: ısı alan

endotoksin : iç toksin, iç zehir, içağı

endüklemek: başlatmak

endüksiyon: başlatma

endürasyon: sertleşme, sertleşim, sertlik

enema: lavman, yıkama

enfeksiyon: bulaş, bulaşım

enfeksiyöz: bulaşıcı, bulaşlı

enfekte: bulaşlı, bulaşmış

enfekte olmak: (enfeksiyon etkeni) bulaşmak

enflamasyon: yangı

enflamatuvar: yangılı

enformasyon: bilgi

enhancement, enhansment: güçlenme

enjeksiyon: iğne yapma

enjektabl(e) : iğneyle verilmeye elverişli

enjekte etmek: iğneyle vermek

enjektör: İğne, şırınga

enkoding: şifreleme

enkontinans: tutamama, kaçırma

enkübatör: kuluçkalık; küvöz

ensektisid: böcek öldürücü

ensest: Biyolojik olarak yakın kan bağı bulunan bireyler arasında cinsel ilişki.

ensidans: sıklık

enstitü: kurum; eğitim kurumu

enstrüman: aygıt

ensüflasyon: üfleme

entegre: bütünleşmiş

entel(l)ektüel: aydın

entemoloji: böcekbilim

enter: girme

enter(o)-: bağırsak-, bağırsak(la ilgili); -arası

enteral, enterik: bağırsak yoluyla, bağırsak(la ilgili)

enteresan: ilginç

enterese etmek: ilgilendirmek

enterik coated: bağırsakta açılan

entermitan : aralıklı, durup başlayan, yitip beliren

enternasyonal: uluslararası

entoksikasyon: zehirlenme

entomoloji: böcekbilim

entrensek: içsel, iç kaynaklı

entropi(y)on: içekatlanım (gözkapağında)

entrovert: içedönük

entübasyon: borulama

entübe: borulanmış, boru takılmış

entübe etmek: boru takmak

entüisyon: sezgi, sezi

entüitif: sezgisel, sezili

enükleasyon: bütünüyle çıkarma (çevre dokudan soyularak); çekirdeksizleştirme

enürez(is): idrar kaçırma

enürezis noktürna: gece işemesi, yatak ıslatma

envelop: kılıf

envolüsyon: normale dönme; gerileme (işlevsel ve fiziksel)

EP

epanşman: sıvı toplanması, sıvı

epi-: üst-, üzerinde, üstünde

epidemi: salgın

epidemik: salgın(la ilgili)

epidemiyoloji: sağlık araştırma yöntembilim

epiderm(is): üstderi

epidermal: deriden

epidural: duraüstü

epifiz: kemikucu

epifora: göz yaşarması

epigastri(y)um: orta üstkarın

epikriz: çıkış özeti, dosya özeti

epilasyon: kılsızlaştırma

epilatör: kıldökücü; kıl sökücü

epilepsi: sara

epileptiform: nöbetler halinde

epileptojen: nöbet oluşturan

epiploik: karınzarı(yla ilgili), omentum(la ilgili)

epistaksis: burun kanaması

epitelizan: epitel oluşturucu

epizyo-: vulva(yla ilgili)

epizyotomi: vulva kesisi

ER

eradikasyon: yokedim

ereksiyon: dikleşme; sertleşme

erektör: dik tutan, kaldıran

ergonomik: işbilim;

eritem: kızartı

eritematö(z): kızarık

eritroblast: önalyuvar, öncülalyuvar

eritropo(i)etik: alyuvar yapımı(yla ilgili)

eritropo(i)ez: alyuvar yapımı

eritrosit: alyuvar

erizipel: yılancık

erode etmek: aşındırmak

erozyon: aşınma, aşındırma

error: hata

erüpsiyon: döküntü; diş çıkması

ES

essay: deneme, deney; ölçme

esans: koku, koku özü

esansiyel: temel; nedeni bilinmeyen

escape: sızıntı; kaçak; salıverilme

eskar, skar: yaraizi; nedbe

estetik: Kusurlu bir organı düzeltmek veya güzelleştirmek amacıyla uygulanan (yöntemler)

estimate: ölçmek, hesaplamak

ET

etiyoloji, etyoloji: neden, nedenler

etiyolojik: nedensel

etap: aşama

etik: töre; törebilim; törel

etimoloji: kökenbilim

etnik: budunsal

etüt: önçalışma; inceleme

eu-: uygun; normal; gerçek

eukaryot, ökaryot: gerçek çekirdekli

EV

evakuasyon: boşaltma

evalüasyon: değerlendirme

evalüe etmek: değerlendirmek

evantrasyon: karın dışına çıkma; yükselme (diyafram)

evaporasyon: buharlaşma

evaporatör : buharlaştırıcı

eversiyon: dışa dönme

evidens, evidence: kanıt

eviserasyon: içini boşaltma; dışarı çıkma (iç organ)

evolüsyon: evrim

EX

exchange: değiştirmek, değişim

exchange transfüzyon: kan değişimi

excimer, eksimer lazer: mikroelektronik cihazların üretimi, göz ameliyatı ve mikro işlemlerde kullanılan ultraviyole lazerdir.

Özet
Tarih
Başlık
E ile Başlayan Tıbbi Terimler - Latince Sözlük - Tıp Sözlük
Puan
51star1star1star1star1star

Tıp eğitimine katkıda bulunabilecek materyalleri ve sağlıklı yaşamak için günlük hayatta kulanabileceğimiz ipuçlarını paylaşıyoruz.

Yorum Yapmak İçin Tıkla

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Daha Fazla: Tıp Sözlük

  • Farmakoloji Nedir? Farmakoloji Nedir?

    Tıp Sözlük

    Farmakoloji Nedir? Alt Dalları, Görevleri ve Tanım

    Yazar:

    Farmakoloji Nedir? Farmakoloji, Yunanca ‘’pharmacon’’ (ilaç) ve ‘‘logia’’ (bilgi) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. İlaçların kaynaklarını, kimyasal ve...

  • Tıbbi Terimler Sözlüğü - Latince Sözlük Tıbbi Terimler Sözlüğü - Latince Sözlük

    Tıp Sözlük

    Konjugasyon

    Yazar:

    Konjugasyon nedir? Konjugasyon, Suda çözünür hale getirme anlamına gelmektedir. Konjugasyon tıpta sık sık karşılaşılan, anlamı bilinmesi gereken...

  • Tıbbi Terimler Sözlüğü - Latince Sözlük Tıbbi Terimler Sözlüğü - Latince Sözlük

    Tıp Sözlük

    Hepatotrop Virüsler

    Yazar:

    Hepatotrop Virüsler nedir? Hepatotrop Virüsler, Karaciğere özgü virüsler (Hepatit A, B, B, D) anlamına gelmektedir. Hepatotrop Virüsler...

  • Tıbbi Terimler Sözlüğü - Latince Sözlük Tıbbi Terimler Sözlüğü - Latince Sözlük

    Tıp Sözlük

    Hepatolitiazis

    Yazar:

    Hepatolitiazis nedir? Hepatolitiazis, Karaciğer taşlaşması anlamına gelmektedir. Hepatolitiazis tıpta sık sık karşılaşılan, anlamı bilinmesi gereken kelimelerden biridir....

  • Tıbbi Terimler Sözlüğü - Latince Sözlük Tıbbi Terimler Sözlüğü - Latince Sözlük

    Tıp Sözlük

    Ekstrete Etmek

    Yazar:

    Ekstrete Etmek nedir? Ekstrete Etmek, Salgılamak anlamına gelmektedir. Ekstrete Etmek tıpta sık sık karşılaşılan, anlamı bilinmesi gereken...

En Üst